Efendimizin Hayatı
Peygamberimiz Hz. MUHAMMED
(S.A.V.)
"Efendim, Müjdecim, Kurtaricim, Peygamberim !
Sana uymayan ölçü hayat olsa
teperim"
N. F. Kisakürek
HİCRET
Kureys bos durmuyordu.Sik sik toplanarak bu tehlikeden kurtulmak için
planlar yapiyorlardi. En son Ebu Cehil'in fikriyle her kabileden güçlü, güvenilir,
silahli bir genç seçilecek ve hep birlikte, ayni anda Muhammed (sav) 'e
saldirip O'nu öldüreceklerdi. Böylece
Beni Hisam, bütün Kureys kabileleri ile ugrasamayacak, Kureys de onlarin öne
sürdügü diyeti ödeyecekti.
Peygamber (sav), Ebu Bekir'in yanina giderek, Yesrib' e hicret etmeleri için
izin çiktigini ve birlikte gideceklerini söyledi.
Sonra da Hz.Ali'yi kendi yerine birakarak Yasin suresini okumakta iken disari çikti.
Kapi önünde bekleyen müsrikler, O'nu
göremediler, yanlarindan geçip gitti.
Sabaha kadar beklediler, Peygamber (sav) yerine Ali'yi gördüler
ve O'ndan bir iz bulamayarak kabilelerine geri döndüler
Peygamber(sav) ile Ebu Bekir geride Ali'yi birakarak Medine'ye dogru yola
koyulmuslardi. Mekke'li müsrikler durumun sonradan farkina varabildiler ve iki
güzel insanin pesine köpekler gibi düstüler.
En son bir magaranin yanina geldiklerinde peslerindekiler iyice yaklasmisti.
"ـçüncüleri Allah olan iki
kisi" magaranin içinde, adamlar magaranin disindaydi. Adamlarin hepsi de
kararli bir sekilde içeriye girmeye gerek olmadigini, çünkü orada kimsenin
bulunamayacagini söylediler. Daha sonra
geldikleri yoldan geri döndüler.Peygamber
ve Ebu Bekir, kalkip baktiklarinda gördüler
ki, magaranin önünde, sabah orada olmayan
bir akasya agaci var ve tüm magara agzini bir örümcek
ag örerek kapatmisti.Yine girisin çukurunda
bir güvercin yuva yapmis ve yumurtasi üzerinde oturmaktaydi.
Amr onlari Yesrib'e kadar götürecek henüz
müslüman olmamis, fakat sözüne güvenilir
bir rehber getirdi. Bu adam onlari Yesrib'e sadece gerçek bir çöl
adaminin bilebilecegi yollardan götürecekti.
Günlerce önce, Mekke'de Peygamber
(sav)'nin kayboldugu ve onu bulana 100 deve ödül
verilecegi haberi vahaya ulasmisti. Kuba'lilar her sabah yanlarinda baskalarini
da götürerek yola çikiyor ve O'nu
ariyorlardi. Gelis zamani gecikmisti. Nihayet o gün geldi. O'nun geldigini ilk
gören bir
yahudi idi. Komsularindan nasil biri oldugunu ögrenmis
ve onu hemen tanimisti. Yahudi bagirarak onlarin geldigini söyledi.
Bu çagriyi duyan kadin ve erkekler evlerinden firladilar ve onu selamlamaya
kostular. Iki gün sonra Ali de onlara katilmisti. Karsilayanlar arasinda,
Iranli bir ailenin genç yasta hristiyan olmus oglu, Selman da bulunuyordu. O da
bunca senedir Peygamber (sav) 'i beklemisti.
MEDİNE YOLU
Peygamber, vahâya 27 Eylül MS 622, Pazartesi günü ulasti. Medine'lilerin
Peygamber (sav) Kuba'ya geldigi için sabirsizlandiklari haberi geldi. Bu yüzden
Peygamber (sav) Kuba'da üç gün kaldi. Ve ayrilmadan önce
Islam'in ilk camisinin temeli atildi. *****a sabahi Kuba'dan ayrildi; o ve
arkadaslari, onlari bekleyen Hazreç'li Beni Salim kabilesiyle namaz kilmak için
Ranuna ovasinda durdular. Bu, o zamandan itibaren yurdu olacak olan ülkede ilk
kilinan *****a namaziydi. Namazdan sonra Peygamber (sav), Ebu Bekir (ra) ve diger
Kureysliler de develerine bindiler ve Medine'ye dogru yola çiktilar. Hz.
Peygamberi karsilamak için bütün halk yola dökülmüstü.
O'nu O'na yakisir bir sekilde coskuyla karsiladilar. Herkes O'nu evinde misafir
edebilmek için birbiriyle yarisiyordu:"Buraya buyur ey Allah'in Resulü,
çünkü biz sizleri koruma gücüne sahibiz." diyorlardi.
Peygamber (sav) se, devesinin çökecegi
yerde kalacagini söyledi. Kesva isimli
deve, bos bir bahçeye çöktü.
Peygamber orayi satin alarak, evlerini oraya yaptilar. Hz. Peygamber de sahsen
bu çalismaya katildilar. Ev yapilana kadar da, Ebu Eyyub (ra) 'in evinde
misafir oldu.
Peygamber (sav) yeni aldigi bahçeye, bir cami yapilmasini istedi ve cami
yapimina hemen baslandi. Bu arada Medine'li müslümanlara yardimcilar anlamina
gelen Ensar, Mekke'den gelen ve diger kabilelerden olan müslümanlara da
Muhacir denilmeye baslandi. O arada Medine'de yasayan yahudiler ve müslümanlar
arasinda, esit statülere sahip olacaklari bir anlasma imzalandi. Fakat
yahudiler için bu anlasma yalnizca polititk bir anlam tasiyordu, ve
Peygamber(sav) olduguna inanmiyorlardi.
Evs ve Hazreç arasinda Islamiyet hizla yayilmaya devam ediyordu ve eskiden düsman
olan bu iki kabile birlesmislerdi. Bunu çekemeyen yahudiler, sesi güzel birini
bularak, onlarin savastiklari zamandan kalma siirlerini, Evs ve Hazreç
kabilelerinin bir arada bulundugu bir toplulukta okuttular.Evs'liler kendi
siirlerini, Hazreçliler de kendi siirlerini alkisladilar. Sonra birbirlerine
hakaret ederek, "Silahlanin, Silahlanin." demeye basladilar. Peygamber
(sav), onlara hitaben:"Ey müslümanlar! Allah, Allah! Cahiliye devrindeki
gibi mi davranacaksiniz? Aranizda olmama, Allahin sizi dogru yola ulastirip
sereflendirmis olmasina ragmen hâlâ bunu mu yapiyorsunuz?" dedi.Bunun üzerine
aglayarak birbirleiryle kucaklastilar, Peygamber (sav) ile birlikte Medine'ye
gittiler.
Zamanla Islam'in tüm emirleri ortaya çikmisti. Namaz, oruç, zekat farz
kilinmis, helaller ve haramlar belirlenmisti. Fakat müslümanlarin namaza nasil
çagrilacagi konusu belli degildi. Sonra Abdullah Ibn Zeyd, bir rüya gördü
ve bu rüyayi Peygamber (sav) 'e anlatti:"ـstünde
iki parça kumastan yesil elbiseli bir adam yanimdan geçti, elinde bir nakus (çan)
vardi. Ben 'Ey Allah'in kulu!, o nakusu bana satarmisin?' dedim.Ne yapacagimi
sordu. 'Onunla insanlari namaza çagiracagim.' dedim.'sana ondan daha güzel bir
yol göstereyim.' dedi.'Allahü Ekber
demelisin.'Bunu dört defa tekrarladi.Sonra
da ikiser defa sehadet kelimelerini okudu." dedi.
Bunun üzerine Peygamber (sav) :"Bu gördügün
hak bir rüyadir. Bunu sesi güzel olan Bilal' e ögret."
dedi. Bilal artik her sabah ezani büyük bir sevkle okuyordu.
Caminin yapimi tamamlanmak üzere idi. Peygamber (sav) bu arada Aise (ra) ile
evlendi.
BEDİR SAVASI
"Kendilerine zulmedilmesi dolayisiyla, onlara karsi savas açilma
(mü'minlere savasma) izni verildi. Süphesiz Allah, onlara yardim etmeye güç
yetirendir. Onlar, yalnizca: 'Rabbimiz Allah'tir' demelerinden dolayi, haksiz
yere yurtlarindan sürgün edilip çikarildilar."(Hacc:39-40)
Bu vahiy, Peygamber (sav)'e Medine'ye ulastiktan kisa bir süre sonra indi.
Peygamber buradaki iznin emir anlaminda oldugunu biliyordu. Yahudilerle yapilan
anlasmada da, savas gerekleri belirlenmisti. Baslangiçta sadece Kureyslilerin
kervanlarina baskin yapilmakla yetinildi.
Müslümanlar,Kureys'le savas halindeydiler ve muhacirler bir Kureys
kervanini izliyorlardi. Su anda çok önemli
bir karar asamasindaydilar. اünkü
haram aylardan sonuncusu olan Receb'in son günüydü, fakat saldirmazlarsa
yarina kadar Mekke'ye ulasacaklar, böylece
haram bölge ile korunacaklardi. Bir müddet
kararsizliktan sonra saldirmaya karar verdiler.Ganimet Peygamber'e getirilince
O, bunu kabul etmedi. Haram aylarda savasmanin yasak oldugunu söyledi.Bunun
üzerine su ayet nazil oldu:
"Sana haram olan ay'i, onda savasmayi sorarlar. De ki: Onda
savasmak büyük (bir günahtir). Allah katinda ise, Allah'in yolundan alikoymak,
onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a (ziyaretçilerin girmelerine) engel olmak ve
halkini oradan çikarmak daha büyük (bir günahtir). Fitne ise, katilden
beterdir." (Bakara:217)
Peygamber (sav) bu ayeti söyle yorumladi:"Haram
aylarda savasmak yine haramdir, fakat bu durum istisnadir." O Saban
ayinda önemli bir ayet daha nazil oldu:
"Biz, senin yüzünü çok defa göge
dogru, saga sola çevirip- durdugunu görüyoruz.
Simdi elbette seni hosnut olacagin kibleye çevirecegiz. Artik yüzünü Mescid-i
Haram yönüne
çevir. Her nerede bulunursaniz yüzünüzü onun yönüne
çevirin."(Bakara:114)
Böylece
kible tayin edilmis oldu.
Peygamber (sav), Muhacir ve Ensardan olusan 305 kisilik bir ordu kurdu.(Bu
arada kizi Rukiyye hasta oldugu için damadi Osman orduya katilmamisti.) MS. 623
yilinin 17 Martinda (Hicretin 2. yili 17 Ramazan) da iki ordu karsi karsiya
geldi.Orduyu düzene soktu ve elinde bir okla hem onlara moral verdi, hem de
saflari düzene soktu. Kureysliler dokuz-on bin kisi kadardilar.Kat kat fazla
olmalarina ragmen Allah'in yardimi görüldü
ve melekler de mü'minlerin yaninda savastilar. Kafirler büyük bir hezimete
ugradilar ve hala sayica çok fazla olan sekiz yüz kisilik ordulari kaçmaktan
baska çikar yol bulamadilar. Savas sonunda alinan esirler de fidye karsiliginda
ailelerine geri verildiler. Savas Bedir Kuyulari'nin yaninda yapildigi için bu
ismi aldi.
Bu siralarda Peygamberimiz kizlari Rukiyye'yi kaybetmislerdi. Savastan bir süre
sonra Peygamberimizin en küçük kizlari ve o zaman yirmi yaslarinda olan
Hz. Fatima evlilik yasina gelmisti. Eshabda ona en uygun kisi Ali (ra) 'di ve
Fatimayi istemesi hususunda onu tesvik ettiler. Yapilan sade bir törenle
evlendiler.
UHUD SAVASI
Yenilgiyi hazmedemeyen Mekkeli müsrikler bunun intikamini almak için
and içmislerdi. Muhakkak acisini çikaracaklardi.Bunun için üçbin kisilik
bir ordu ile medine'ye dogru yola çikti. Orduda Habisistan'li köle
Vahsi de bulunuyordu. Sahibi eger Hamza'yi öldürürse
onu ödüllendirecegini söylemisti.
Bu konuda çok ustaydi. Bunu duyan Ebu Süfyan'in karisi Hind'de Hamza'yi öldürdügünde
ona ödül vermeyi vaad etti. Müslümanlar
onlarin bu düsüncelerini ögrenmekte
gecikmediler ve her iki taraf da savas hazirliklarina basladilar. Bu sirada
Fatima Hasan adinda bir erkek çocugu dogurmustu.
Savasin seyri, bir önceki Bedir
Savasinda oldugu gibi müslümanlarin lehine ilerliyordu. Peygamber (sav), okçularina
her ne surette olursa olsun asla yerlerinden arilmamalarini tembihlemisti. Bir
ara öyle bir an gelmisti ki müsrikler kaçacak
delik aramaya ve savas meydanini terketmeye basladilar. Okçular, ilk saflardaki
arkadaslarinin ganimet kazanmak için giristikleri çabayi görebiliyorlardi.
Bundan dolayi okçular da savas alanina girmek istediler. Liderleri
Peygamber(sav)'in ne olursa olsun yerlerinden ayrilmamalari gerektigine dair
emrini hatirlatti. Fakat onlar dinlemediler. "Savas bitti ve kâfirler kaçti"
dediler.
O zamana kadar Mekke ordusunun süvarileri hiçbir ise yaramamislardi. Fakat
Halid o anda karsida tarafta neler oldugunu farketti ve hemen bütün adamlarini
okçularin bulundugu yere yöneltti. Bu
andan itibaren savas müsriklerin lehine döndü.
Öyle bir noktaya gelindi ki, artik kaçan
kafirlerden bir kismi da gelip mü'minlere arkadan saldiriyorlardi. Savas nârâlari
birden bire degisti ve Kureyslilerin "Ey Hubel! Ey Uzza!" sesleri
alani doldurdu. Müslümanlar büyük kayip verdiler. Sag kalanlar da geri çekiliyorlardi.
Müslümanlar geriye çekildikçe kalabalik da tepeye dogru yaklasiyordu. Fakat
cansiperâne bir sekilde Peygamber (sav)'i korumaya çalisiyorlardi.
Savasta Peygamberimizin amcasi Hz. Hamza (ra), Vahsi tarafindan sehit edildi.
Savastan sonra Vahsi meydana tekrar gelip Hz.Hamza'nin karnini yarip
karacigerini çikarmisti. Bunu Hind'e götürüp
verdi. Karsiliginda da Ganimetlerden Hind'e düsen payin tümünü aldi. Cigeri
eline alan Hind, bir parça isirip, çigneyerek yuttu. Sonra da cesedin yanina
giderek cesedi parçaladi. Diger kadinlari da bu sekilde yapmalari konusunda
tesvik etti.Savasta Peygamber (sav) de yaralandi. Bu savasin müslümanlara
biraktigi en önemli ders, her ne sekilde
olursa olsun emirlere itaâtsizligin kazanilmak üzere olan bir savasi
kaybettirecegi gerçegidir.
HENDEK
Hayber'e yerlesen Beni Nadir yahudileri, kaybettikleri topraklari tekrar
kazanmaya kararliydilar. ـmitleri,
Kureys'in Peygamber (sav) üzerine düzenleyecegi son ve büyük saldirida
yogunlasiyordu. Islam'in besinci yilinin sonlarina dogru -MS 627'nin baslari- bu
hazirliklar, Huyay ve Hayber'deki diger birkaç yahudi liderinin Mekke'yi
ziyaret etmesiyle karara baglandi. Ebu Süfyan'a "Muhammed'i ortadan
kaldirmada seninleyiz" dediler.
Anlasan taraflar plan hazirlamaya koyuldular. Yahudiler, Medine'den
hoslanmayan tüm Necd kabilelerini ayaklandirma görevini
üzerlerine almislardi.Beni Gatafan da onlaar katilacakti.
Kureys ve müttefikleri toplam dört bin
kisiyi buluyordu. Müslümanlar Uhud'da üç bin kisiydiler, simdi ise sayilari
on bini bulmustu. Planlarina uygun yola çiktilar. Peygamber (sav) durumu haber
aldiginda hazirlanmak için sadece bir haftasi kalmisti. Istisare toplantisi
yapip nasil bir strateji izleyeceklerine karar verdiler. Toplantida Selman-i
Farisi'nin önerisi
kabul edilmisti. Selman önerisini söyle
dile getirmisti: "Ey Allah'in Rasulü, biz Iran'dayken atlilarin
saldirisindan korktugumuzda etrafimiza hendek kazardik. Simdi de etrafimiza
hendek kazalim." Herkes Uhud'daki stratejiyi tekrarlamak istemedigi için
Selman'in önerisini kabul etti. Hendegin
yapimi toplam alti gün sürmüstü.kazilan hendeklerin derinlik ve
genisliklerini Selman biliyordu.yahudiler de anlasmanin bozulmamasi taraftari
olduklari için, kazma kürek ve çapalarini ödünç
verdiler. Savas basladiginda müslümanlar soguk ve nemli bir hava ve kitlikla
karsi karsiya gelip daha önce hiç düsünmedikleri
kadar büyük bir zayifliga kapildilar.
Hendegin bitmesine az bir zaman kala Kureys ordusu yaklasmisti. Kadinlar ve
çocuklar, kalelere yerlestirilmisti. Mü'minler de sehrin disinda kamp
kurdular.
Ebu Süfyan müsrik ordusunun basindaydi.Düsman da sehir disinda kamp
kurmustu, cesaretleri artti.Bu bir meydan muharebesi olacakti. Kendi sayilari çok
fazla oldugu için onlari rahatlikla yenebilirlerdi. Fakat biraz daha
yaklastiklarinda genis ve derin hendegi görünce
sasirdilar. Karsiya geçmeleri imkansizdi. bu yüzden karsilikli ok yagmuru
basladi. Müslümanlarin komsusu, anlasmali olduklari Beni Kurayza yahudileri
onlar yardim etmisti. Müsrikler simdi onlarida kendi taraflarina geçmeleri için
ikna etmeye karar verdiler. Onlarla görüsmeye
giden Beni Kurayza Huyay'dan oldum olasi korkardi. Yaptigi konusmayla Sefleri
Ka'b Ibn Esed'i ikna etti. O da anlasma metnini yirtti. Onlar, Kureys'in
zaferinden emindiler ve müslümanlara savas açtilar. Savas hala karsilikli ok
atislariyla devam ediyordu. Günler süren kusatmadan sonra hendegin endar
yerindeki korumalar nöbetlerden yorgun
sekildeydiler. Müsrikler bundan yararlanmak istediler. ـç
kisi birikte atlarini sürdüler, tam o sirada Hz. Ali orayi korumak için geldi
ve onlardan Amr'i öldürdü.Müsrikler de
hendegin asilabilecegini anlayip bazi noktalara asker yigdilar.
"Ey iman edenler, Allah'in sizin üzerinizdeki nimetini hatirlayin. Hani
size ordular yönelip gelmisti, böylece
biz de onlarin üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediginiz
ordular göndermistik." ayetinin müjdesiyle
savas Bedir gibi müslümanlarin zaferiyle sonuçlandi.
Sonra ayni 3000 kisilik Islam ordusu Analsmayi bozmus olan Beni Kurayza
yahudilerine giderek kalelerini kusatti.
APAÇIK BİR ZAFER
Müslümanlar Mekke'ye girmek ve Kabe'yi ziyaret etmek istiyorlar, buna
karsilik Kureysliler bu istegin gerçeklesmesine engel olmaya çalisiyorlardi.
Kureysliler Süheyl'i ve yaninda birkaç kisiyi bir anlasma imzalamak üzere gönderdiler.
Peygamber (sav)'le tartistilar. Sahabe disaridan onlarin sesinin yükselip alçalmasini
dinleyerek, anlasip anlasmadiklarini anlamaya çalisiyordu. Sonunda bir
anlasmaya vardilar. Kureysliler anlasma metnine besmele ve "Allah'in Rasulü"
ibaresini koydurmadilar. Anlasma metni söyle
devam etti:
"Onlar on yil boyunca savas yükünü kaldirdilar. Bu süre içinde
insanlar güvenlikte olacak ve birbirlerine saldirmayacaklar. Su sartla ki,
velisinin izni olmadan Kureys'ten Muhammed (sav)'e gelen kisiyi, Muhammed (sav)
geri gönderecek; fakat Muhammed (sav)'le
birlikte olanlardan biri Kureys'e siginirsa o geri gönderilmeyecek.
Ihanet ve kaçamak yapilmayacak. Kim Muhammed'in tarafina geçmek isterse geçebilir,
kim de Kureys'in tarafina geçmek isterse geçebilir." Her iki taraf da
anlasmayi karsilikli olarak kabul ettiklerini beyan ettikten sonra, iki
kabilenin reisi de imzaladi. Antlasma su cümlelerle bitiyordu: "Sen,
Muhammed, bu yil bizden ayrikacaksin ve biz orada bulundugumuz sürece Mekke'ye
girmeyeceksin. Fakat gelecek yil biz Mekke'den çikacagiz ve sen arkadaslarinla
gireceksin. Orada üç gün kalacaksiniz, yolcu silahlarindan baska silah
tasimayacaksiniz ve kiliçlariniz kininda olacak."
Anlasma müslümanlarin aleyhine görünüyordu.
Bu durum müslümanlar arasinda sikintiya neden oldu. Fakat Peygamber (sav),
sabretmeleri gerektigini ve kendilerine apaçik bir zaferin vadedildigini müjdeleyerek
kalblerini teskin etti.
HAYBER
Hayber, yahudilerin yasadigi ve Islâmiyet için büyük bir tehlike teskil
eden bir sehir idi.اünkü liderleri
Gatafan sürekli Kureyslileri onlara karsi kiskirtiyordu ve Medine'ye düsmandi.Bu
yönde bir girisimde bulunulmasi
gerekliydi. اünkü Bir süre önce
gelen bir vahiydeki yakin ve ganimetleri bol zaferin Hayber'in fethi anlamina
geldigine emindi.Böyle bir fetihde,
bedevilere görev verilmemeliydi, çünkü
vahiy onlarin maddi kaygilarla sefere katildigini söylüyordu.Bu
da müslümanlarin nisbeten daha az olmasi demekti.
Bu olay duyuldugunda kimse inanamadi. Hayber'in asilmaz bir kale oldugunu
herkes biliyordu.Hayber de buna inanmadi ve müttefiklerine haber vermedi.Ancak
haber gelince sefleri Kinane Gatafan'a giderek dörtbin
kisilik asker yardimi aldi.Böylece onbin
kisi oluyorlardi.Müslümanlar ise sadece altiyüz kisiydi.
Bu sirada, Medine halki çok fakirdi. Ve birçogunun ailelerine birakacak bir
seyi yoktu. Peygamber onlara: "Siz gerçekten fakirsiniz. Fakat nefsimi
kudret elinde tutana yemin olsun ki, bir müddet daha yasarsaniz bolluk içinde
yasayip ailelerinizi de bolluk içinde yasatacaksiniz.Bir yigin dirhem ve
paraya sahip olacaksiniz ve bu sizin için hiç de iyi olmayacak."dedi.
Seferde iken orduyu durdurup güzel sesli Ibn el-Ekva (ra)'ya sarkilar söylettirdi
ve kederli bir hava olustu .Sarki sonunda Peygamber ona:"Allah sana rahmet
eylesin."dedi. Bu, onun sehit olacagi anlamina geliyordu.
Sehre gece karanliginda ve çok sessizce yaklasmislardi. Sabah namazini da
sessizce kildilar. Günes yükseldiginde karsilarinda sessiz bir orduyla
karsilasan Hayber halki çok saskindi. "Muhammed ve ordusu" diyerek
sehre kaçistilar. Hz. Muhammed (sav), Allahû Ekber dedi ve zafer dolu bir
sesle "Hayber harab oldu." sözlerini
ekledi. Daha sonra Allah'in anlari cezalandirtacagini haber veren bir ayet
okudu.
Hayber'liler surlarinin saglamligina güveniyorlardi. Oysa en zayif noktalari,
birlikten yoksun olmalariydi. Karsilarindaki, küçük ama birlik içindeki
orduyla savasmak onlar için bir sanssizlikti.
Müslümanlar, ilk gün küçük bir grupla en yakin kaleye saldirdilar. Bu
bir taktik idi. Yaralananlar için de kampin gerisinde bulunan kadinlar görev
aliyorlardi. Sabirla hareket ediyorlardi. Fakat alti gün boyunca bir degisiklik
olmamisti. Son gece bir casusu yakalamislar ve o da (ailesine ve mallarina
dokunulmamasi karsiliginda) kaleler hakkinda bilgi vermisti. Ilk önce
en az korunan ve güçlü bir savas aletine sahip bir kaley saldirmalarini önerdi.
Ertesi gün müslümanlar kaleyi ele geçirdiler. Kendi savas aletlerini buraya
çikardilar. Böylece diger zayif kaleleri
teker teker düsürdüler."
"Beni Gatafan nerede?" sorusu Hayber'de sikça sorulan bir soruydu.Gatfanlilar
gerçekten yola çikmislardi.Bir günlük yol bitince, nerden geldigini
anlayamadiklari: "Halkiniz! Halkiniz! Halkiniz!" seklindeki sesi üç
kez arka arkaya duydular.Ailelerinin tehlikede olduklarini düsünerek, geri döndüler.
Herseyin yerli yerinde oldugunu gördüler.
Bir bakima, Düsmanin yenilmesinde paylari olamayacak kadar geç kaldiklarini düsünerek
ikinci kez yola çikmayi göze alamadilar.
Hayber'deki en güçlü kalelerden biri Zübeyr Hisari denilen kaleydi. Diger
kalelerden kaçanlarin çogu bu kaleye siginmislardi. Kale üç gün kusatma
altinda tutuldu. Günün sonunda diger kalelerden gelen bir yahudi, onlara
kaleyi sonsuza dek koruyacak kaynak bulundugunu, eger kendisi ve ailesi garanti
altina alinirsa bu sirri onlara açiklamayi teklif etti. Bu sir kalenin altindan
su geçiyor olmasiydi. Müslümanlar bu kaynagi engelleyerek onlari susuz
biraktilar. Siddetli bir çarpismadan sonra kaleyi aldilar.
Son kale Kâmus kalmisti. Bu kale, güçlü ve zengin Kinane ailesine aitti.
Yardim gelmemesi en çok onlari hayal kirikligina ugratmisti. Ondört
gün direndiler. Sonra Peygamber'in Kinane'le konusma istegi üzerine görüsmeye
karar verildi. Görüsmeler sonucunda,
yahudilerin Hayber'i ve tüm mallarini müslümanlara birakip gitmeleri sartiyla
onlara ve ailelerine birsey yapilmamasina ve esir alinmamasina karar verildi.
Fakat kisa bir süre sonra hem müslümanlar hem de yahudiler mallarin büyük
kisminin gizlenmis oldugunu farkettiler. Medine'den getirilen o meshur Beni
Nadir serveti nerdeydi ? Peygamber (sav) bunu Kinane'ye sordu. O da mallarinin
çogunu sattiklarini ve mallarinin azaldigini söyledi.
Yahudiler onun yalan söyledigini
biliyorlardi. Bir Peygamber karsisinda olduklarina artik inanmislardi ve onun
yalan söylediginin anlasilacagindan
korkuyorlardi. Kinane'nin en sevdigi adamlari ona hiçbirsey gizlememesi için
yalvardilar. O ise onlari tersledi. Ertesi gün hazinenin varligi ortaya çikmisti.
Kinane ve ona yardim eden kuzeni ölüm
cezasina çarptirildilar. Ailesi de esir alindi.
Bundan sonra diger iki kale kendiliklerinden teslim oldular. Hayber
yahudileri toplanip bir karara vardilar. اiftçilikten
iyi anladiklarini söyleyip hasat parasinin
yarisini vergi olarak verip Hayber'de kalmak isteyeceklerdi. Peygamber bunu
kabul etti. O sirada müslümanlarin Kuzydogudaki zengin vaha olan Fedek'e sefer
düzenleyecekleri söylentisi çikti. Fedek
yahudileri Hayber'e uygulanan sartlarla teslim olmak istedikleri haberini gönderdiler.
Böylece
Fedek de, savas ypilmadan kazanilmis oldu.
MEKKE'NİN FETHİ
Hudeybiye anlasmasina ragmen, Bekr kabilesinden bir grup, Huza'a kabilesi ile
aralarinda varolan kan davasini sürdürüyorlardi. Huza'a kabilesinin Beni Ka'b
kolu, derhal Medine'ye giderek Peygamber'den yardim istediler. Mekke anlasmayi
bozmustu.
Bu defa da korktuklari için Ebû Süfyan'i elçi olarak, Peygamber'e gönderdiler.Ebu
Süfyan'in kizi ـmmü Habibe
Peygamber'in hanimiydi.Önce onun evine
gitti. Fakat kizi ona iltifat etmedi. Sahabilere gitti. Onlar da ancak
Peygamber'in izin verdigi ölçüde onu
himaye edebileceklerini söylediler. Ebu Süfyan
en son olarak akrabasi olan Hz.Ali'nin yanina gitti.O da:"Yaziklar olsun
sana Ebu Süfyan. Allah'in Resûlü senin teklifini geri çevirmeye karar verdi.
Hiç kimse onun aleyhinde oldugu bir konu hakkinda olumlu bir ricada
bulunamaz." dedi.
Ebu Süfyan son olarak Mescid'e giderek yüksek sesle "Ben insanlara tek
tek himaye veriyorum.Muhammed'in de beni onaylayacagini umuyorum." dedi.
Peygamber (sav):"Bu senin düsüncen." dedi ve sefer hazirliklarina
baslanmasini emretti. Ebu Süfyan üzüntüyle Mekke'ye geri döndü.Tehlikenin
yakinligini gören Kureys, Ebu Süfyan'i
tekrar gönderdi. Tekrar gittigi zaman onlar
Mekkeye yaklasmislardi. Ebu Süfayn anlasmayi yenilemelerini istedi. Peygamber
de anlasmayi bozanin onlar oldugunu söyledi
ve onun müslüman olmasini istedi.O da müslüman oldu ve kandi evine
siginanlarin güvenligi konusunda garanti alarak Mekke'ye geri döndü.
Ebu Süfyan, Mekke'ye ulasinca herkesin onun evine gelmesini, ancak bu
sekilde güvencede olacaklarini anlatti. Onlar:"Allah seni kahretsin. Senin
evin bizi alir mi?" dediler. Kalabalik dagilarak kimi kendi evine kimi
Mescid'e girdi. Ordu sehirden fazla uzak olmayan Zu Tuva'da kamp kurdu. Bir sene
önce umre için 3 günlük izin almis
ve hiç kimseyle karsilasmamislardi. Simdi de o zamanki gibi bombostu. Ama artik
süre sinirlamasi yoktu.
Peygamber (sav) orduyu düzenledi. Sonra sehre girdi. Kureys'ten sadece Birkaç
kisi ( Ikrime, Safvan ve Süheyl), Kureys'ten ve müttefikleri Bekr ve
Huday kabilelerinden küçük bir grup asker toplamislardi.
Dövüsmeye kararliydilar. Müslümanlarin
ilk grubu olan Halid'in sehre girmek üzere yaklastigini görünce
onlara saldirdilar. Fakat Halid'le basedemeyeceklerini anlayarak kaçtilar.
Peygamber geçitten sehre girerken çatisma çoktan sona ermisti. Sehirde
ilerlerken yanindakilere:" Hiç bir eve girmeyecegim." dedi. Amcasinin
kizi ـmmü Hani'nin evine giderek, gusül
abdesti aldi ve sekiz rekat namaz kildi.Bir saat kadar da dinlendi. Sonra
kilicini kusanarak Hz.Ebu Bekir ile birlikte Mescid'e gittiler. Kabe'nin güney-dogu
kösesindeki Hacerü'l Esved'e dokundu.
Yanindakiler tekbir getirmeye basladilar. Allahu Ekber sesleri, Kâbe ve tüm
Mekke'de yankilaniyordu. Sonra Kâbe'yi tavaf etti. Putlara yönelerek
su ayeti okudu: "Hak geldi, batil yok oldu. Kusku yok, batil yok
olucudur."(Isra:81)
Sonra putlarin hepsini yüz üstü düsürdü ve Kâbe'nin anahtarini Abdu'd
Dar kabilesinden Osman'a verdi. Kâbe'nin önündeyken
:"Vadinde duran, kuluna yardim eden ve kabileleri bir araya getiren
Allah'a hamdolsun." dedi. Oradan çikip Safa tepesine çekildi.Orada
daha önce kendisine düsman olup, simdi
biat etmek isteyen kadinli erkekli bir grupla karsilasti. Yüzlerce kisi vardi.
HUNEYN SAVASI VE TAİF
KUSATMASI
Peygamber'in (sav), Mekke üzerine yaptigi son ve kesin harekete ragmen
Havazin'liler kuvvetlerini artirmayi durdurmadilar. O'nun Mekke'yi fethetme ve tüm
putlari kirma haberi de onlarin düsüncelerini degistirmeye yetmemisti. Kendi
tanriçalari Lat ve bir esi olan Uzza'nin kirilmasi onlari alarma geçirmisti.
Mekke'nin fethinden üç hafta sonra yaklasik yirmibin kisilik bir ordu
topladilar
Peygamber (sav), Mekke'nin basina güvendigi bir adami birakarak, Kuureysli
ikibin kisinin de katilmasiyla kalabaliklasan ordusuyla birlikte yola çikti.
Kureyslilerin çogu Peygamber'e biat etmelerine ragmen, bir kismi hâlâ biat
etmemisti. Onlar da Mekke'yi Havazinlilere karsi korumak için katilmislardi.
Henüz müslüman olmamis Safvan'in verdigi 100 zirh ve silah bir o kadar da
deve ile birlikte sefere devam ettiler.
Onlara karsi hazirlanan Havazin kabileleri Sakîf, Nasr, Cüsem ve Sa'd Ibn
Bekr idi. Bu topluluga genç olmasina ragmen, gücü ve yöneticiligiyle
ün yapan otuz yaslarinda olan Nasr'li Malik kumanda ediyordu. Malik, karsi çikilmasina
ragmen kadin ve çocuklarin da ordunun arkasindan getirilmesini emretmisti. Böylelikle
askerler daha gayretle çarpisacaklardi.
Malik, Mekke ordusu hakkinda bilgi almak için iç gözcü
göndermisti. Fakat üçü de çok kisa süre
sonra korkudan dizleri titreyerek ve konusamayacak kadar dehset içinde geri döndüler.
Bir tanesi:"Ala atlar üzerinde beyaz adamlar gördük.
Ve bir anda gördügünüz hale
geldik."dedi. Bir digeri: "Bunlar dünya insanlari degil, sema
insanlari. Tavsiyemize uyun ve geri çekilin. اünkü
adamlariniz bizim gördüklerimizi görürlerse
bizim gibi olurlar."dedi. Malik:"Utanin. Siz buradaki en korkak
kisilersiniz." diyerek ordunun onlari görüp
etkilenmemeleri için uzak bi yere yerlestirilmelerini emretti. Malik, kendisine
yapilan tavsiyeleri dinlemeyerek, karanlikta, düsman yolu üzerindeki, Huneyn
vadisine dogru ilerleme emri verdi. Ordunun bir kismini düsmanlarin rahatça gözlenebilecegi
vadi yataklarina, geri kalanlari da vadinin tepesindeki yolun üstüne
yerlestirdi.
Peygamber (sav) o gece vadinin ucuna yakin yerde kamp kurdu.Sabah namazini
kildaiktan sonra admlarina, sabirli olurlarsa davayi kazanacaklari müjdeleyerek
yola çikma emri verdi. Hava o gün çok puslu oldugu için vadi yatagi hala
karanlikti. Ordu vadiye dogru ilerlemeye devam ederken, Malik'in birden emir
vermesiyle Havazin'li süvariler birden ve vahsice müslümanlara saldirdilar.
Arkalarindaki grup da hizla geri çekilmeye basladi. Peygamber, Ebû Bekir ve
yanindakiler ise güvenli bir yere sigindilar. Peygamber yüz kadar kisiyi
yanina toparlayarak, onlari geçide dagitti. Bu sekilde birden bire düsman
saldirisini kontrol altina aldilar.
Düsman yeni bir saldiriya hazirlaniyordu. Peygamber (sav): "Allah'im,
senden va'dini yerine getirmeni istiyorum."diye dua etti. Daha sonra da bir
avuç çakil tasini düsmanin yüzüne dogru firlatti. Ve görünürde
hiç bir neden olmamasina ragmen savasin akisi degisti. Simdi, mü'minlerin
biraz önce yasadiklari yenilgiyi düsman
yasiyordu. Düsman büyük bir bozguna ugramisti. Malik önceleri
cesurca dögüstü, sonra sakifilerle
birlikte surlarla çevrili Taif'e çekildi.
Savas sonucunda, arka saflardaki kadin ve çocuklar esir alindi. Ganimetler
ve esirler Ci'râne Vadisine gönderildi.
Esirler arasinda Peygammber'in süt kizkardesi Seyma da bulunuyordu. Müslüman
olarak kabilesine geri döndü.
Peygamber de ordusuyla Taif'e dogru yola çikti. 20 gün kadar süren kusatmadan
sonra, birkaç kisinin müslüman olmasindan baska birsey elde edememislerdi.
Bunun üzerine Peygamber (sav), kusatmanin kaldirilmasi emrini verdi."Allahim,
sen Sakiflilere hidayet ver." diye dua etti.
VEDA HACCI
Peygamber, Medine'de iken Ramazan ayi ortalarinda on gün kadar Mescid'de
itikaf etmeyi adet haline getirmisti. O sene ise yirmi günü itikafta geçirdi.
Hicretin onbirinci senesiydi.O sene Cebrail geldiginde Peygamberimize, Kur'an-i
Kerim'i bastan sona iki defa okudu.Halbuki önceleri
bir defa okurdu.Cebrail Nasr sûresini okuduktan sonra:"Ya Cebrail, ölümümün
yaklastigini hissediyorum."dedi.
O sene hacca peygamberin öncülük
edecegi duyuruldu.Bu yüzden her yerden insanlar, Peygamberimizle hac yapabilmek
için akin akin gelmeye basladilar.Bu Hac, yüzyillardir yapilan haclara
benzemeyecek, hacilarin tümü tek Allah'a inanan kimselerden olusacak ve hiçbir
putperest Kutsal Ev'i kirletemeyecekti.Ayin sonuna dogru peygamber, otuzbin
kadin ve erkegin basinda Medine'den yola çikti. Ayrilisinin onuncu gününde
Vadi'ye inmeye basladilar.Peygamber Kâbe'yi gördügünde
sag elini yukari dogru açip dua etti:"Allah'im bu evin insanlardan gördügü
saygi, lütuf, baglilik ve rahmeti artir."Mescide girdi, tavaf ettikten
sonra Ibrahim makaminda namaz kildi.Sonra Safa ve Merve arasinda yedi defa gidip
geldi.Yanindakiler her gittigi yerde okudugu dualari ezberlemeye çalisiyorlardi.
Peygamber (sav) tüm kabilelere, Veda Hutbesi'ni verdi.
Veda
Hutbesi
EY
INSANLAR!
Sözümü iyi dinleyin! Biliyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi
olarak bir daha birleşemeyeceğim.
INSANLAR! Bu arife gününüz,bu
hac ayiniz ve bu Makke sehriniz nasil hürmete deger seylerse canlariniz,mallariniz
namuslariniz da ayni hürmete sayandir,her türlü tecavüzden korunmustur.
ASHABIM! Yarin
Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorguya çekileceksiniz.Sakin
benden sonra eski sapikliklara dِnüp
de birbirinizin boynunu vurmayiniz!bu vasiyetimi burada
bulunanlar,bulunmayanlara bildirsin!Olabilir ki bildiren kimse burada bulunup
danisitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmis olur.
ASHABIM! Kimin
yaninda bir emenet varsa onu sahibine versin!Faizin her çesidi kaldirilmistir .
Ayagimin altindadir.Lakin borcunuzun aslini vermeniz gereklidir.Ne zulmediniz,ne
de zulme ugrayiniz.Allah'in emriyle faizcilik artik yasaklanmistir.Cahiliyetten
kalma bu çirkin adetin her türlüsü ayagimin altindadir.Ilk kaldirdigim faiz
de Abdülmuttalib'in oglu(ancam)Abbasi'in faizidir.
ASHABIM! Cahiliyet devrinde
güdülen kan davalari da tamamen kaldirilmistir.Kaldirdigim ilk kan davasi
Abdulmuttalib'in torunu(amcazadem)Rabiya'nin davasidir.
INSANLAR! Bugün seytan
sizin su topraklarinizda yeniden tesir ve hakimiyetini kurma gücünü ebedi
surette kaybetmistir.Fakat siz,bu kaldirdigim seyler disinda,küçük gِrdügünüz
islerle ona uyarsaniz bu da onu memnun edecektir.Dininizi korumak için bundan
sakininiz!
INSANLAR! Kadinlarin
haklarini gِzetmenizi
ve bu hususta Allah'tan korkmanizi tavsiye ederim.Sizizn kadinlar üzerinizde
hakkiniz,onlarinda sizler üzerinde haklari vardir.Sizin kadinlar üzerindeki
hakkiniz,onlarin,aile yuvasini hoslanmadiginiz hiç bir kimseye çignetmemeleridir.Eger
razi olmadiginiz herhengi bir kimseyi aile yuvaniza alirsa,müeyyide kullanarak
engel olabilirsiniz.Kadinlarin da sizin üzerinizde ki haklari,dine ve gelenege
uygun olarak,her türlü yiyim ve giyimlerini temin etmenizdir.
Mـ'MINLER!
Size bir emenet birakiyorum ki ona siki sarildikça yolunuzu hiç sasirmassiniz.O
emenet Allah'in kitabi Kur'an'dir.Mü'minler! Sِzümü
iyi dinleyin ve iyi belleyin!Müslüman müslümanin kardesidir,bِyleçe
bütün müslümanlar kardestir.Din kardesinize ait olan herhengi bir hakka
tecavüz etmek baskasina helel degildir,meger ki gِnül
hoslugu ile kendisi vermis olsun.
ASHABIM! Kendinizede
zulmetmeyiniz.Kendinizinde üzerinizde hakki vardir.
INSANLAR! Allah Teala
her hak sahibine hakkini (Kur'an'da)vermistir.Varise vasiyet etmege luzum
yoktur.اoçuk
kimin nikahinda dogmussa ona aittir.Zina edenin çoçuga sahip olma hakki
yoktur.Babasininkinden baska bir soy idda eden soysuz,yahut efendisinden
baskasina baglilik ِne
süren nankِr,Allah'in
gazabina,meleklerin lanetine ve bütün müslümanlarin ilencine ugrasin!Cenab-i
Hak,bu gibi insanlarin ne tevbelerini,nede adalet ve sahadetlerini kabul eder.
INSANLAR! Rabbiniz birdir.Babiniz
da birdir;Allah yaninda en kiymetli olaniniz,en çok saygi gِstereninizdir.Arabin
arap olmayana-Allah saygisi ِlçüsünden
baska-bir üstünlügü yoktur.
INSANLAR! Yarin beni
sizden soracaklar,ne diyeceksiniz!
"-Allah'in elçiligini ifa ettin,vazifeni yerine getirdin,bize
vasiyet ve öğütte bulundun,diye sahadet ederiz."(Bunun üzerine Resul-i
Ekrem sahadet parmagini gِge
dogru kaldirarak,sonrada cemaat üzerine çevirip indirerek şöyle buyurdu:)
Sahit ol ya Rab! Sahit ol ya Rab! Sahit ol ya Rab!
SEÇİM
Peygamber hacdan döndükten sonra, çesitli
karisikliklar yasanmaya baslamisti. Bir yil önce
müslüman olmus Yemameli, Beni Hanife kabilesinden; Müseyleme adli bir kisi çikmis,
kendisinin peygamber oldugunu iddia ediyordu. Bir süre sonra, Müseyleme'nin
kabilesinden iki kisi Peygamberimize gelerek: "Allah'in Resûlü Müseyleme'
den Allah'in Resûlü Muhammed'e selâm üzerine olsun! Otoriteyi seninle
paylasma görevi
bana verildi. Dünyanin yarisi bizim diger yarizsi da günahkâr olmalarina
ragmen Kureyslilerin." seklinde yazili mektubu getirdi. Peygamberimiz
onlara bu konuda ne düsündüklerini sordu. Onlar da ayni fikirde olduklarini söyleyince
Resûl:"Vallahi, Eger elçiler öldürülmez
diye bir kural olmasaydi, sizin basinizi keserdim." Sonra Müsyleme'ye
hitaben bir mektup yazarak elçilerle gönderdi:"
Allah'in Resûlü Muhammed'den, yalanci peygamber Müsyleme'ye. Selâm, dogru
yolda olanlarin üstüne olsun. Gerçekte yeryüzü Allah'indir, O, kullarindan
diledigine onu miras birakir, isin sonu Allah'tan korkanlarin lehinedir.
Bu surada ortaya çikan yalanci peygamberlerden biri, Beni Esed'in baskani
Tuleybe, digeri de Yemenli Kâb Bin Esved'di.Yemenli bir süre bölgesinde
etkili oldu. Fakat bir süre sonra gurur ve kibiri yüzünden taraftarlari da
ona karsi çikip, öldürdüler. Tuleyhe de
en sonunda dize getirilerek Islâm'in en güçlülerinden biri oldu. Müseyleme
de aylar sonra Vahsi'nin attigi bir mizrakla öldü.Bunlar
Islamiyet için potansiyel bir tehlike olusturmustu. Sace isimli bir kadin da,
kadin peygamber oldugunu iddia ediyordu. Fakat Peygamberimiz (sav) bunlarla
ugrasmak istemiyor, kuzeydeki Mute yenilgisini düsünüyordu.Zeyd savasta sehid
olmustu.Buna bir karsilik verilmeliydi. Bu yeni ordunun kumandanligina Zeyd'in
oglu ـsame getirildi.
Peygamberimiz sik sik cenneti tasvir ediyordu. Bu yüzden ölümden
çok sik bahsediyordu. Bir gün basi hiç agrimadigi bir sekilde agrimisti.
Fakat yine de mescide gitti. Namazdan sonra minbere çikip son defa yapiyormus
gibi Uhut sehitlerine rahmet diledi. Daha sonra: "Allah'in kullari arasinda
bir kul var ki, Allah onu dünya ile kendisi arasinda bir seçim yapmasi
konusunda serbest birakti.O da Allah'i seçti.Bunun üzerine Ebû Bekir
-Peygamberimizin kendisini kasdettigini anlayarak- aglamaya basladi.Peygamberimiz
de aglamamasini söyleyerek "Ey
insanlar, insanlar arasindaarkadasligi il e en lütüfkâr olan kisi Ebû
Bekir'dir." Minberden inmeden önce söyle
dedi: "Ben sizden önce gidiyorum ve
sahidinizim .Sizinle simdi su durdugum yerden gördügüm
havuzda bulusacagim. Sizin Allah'in yaninda baska ilahlar edineceginizden
korkmuyorum. Sizin iççin bu dünyadan korkuyorum, ola ki dünyevi seyler için
birbirinize rekabet edersiniz."
Mescidden çikinca Aise'nin yanina gitti.Peygamberimizin yüzünde ölümcül
hastaligin izleri görülüyordu. Hastaligi öylesine
artmisti ki namazi ancak oturarak kildirabiliyordu. Bir sonrakinamaz vaktinde
oturabilmesine ragmen namazi kildiramayacagini hissetti. Hanimlarina: "Ebu
:Bekir'e namazlarda imamlik etmesini söyleyin."
dedi. Hz.Aise buna karsi çikarak babasinin duygulu bir adam oldugunu, bu isi
baskasinin yapmasinin daha uygun olacagini söyledi.
Diger hanimlrinin da Hz.Aise gibi konusmasina ragmen o, israr ederek namazi Ebu
Bekir'in kildirmasini istedi.
Hz.Muhammed, çok aci çekiyordu. Acinin çok agirlastigi bir anda karisi
Safiye (ra) ona: "Ey Allah'in peygamberi, senin çektigini keske ben çekseydim!
dedi.
Hicret'in onbirinci yilinin Rebi-ul Evvel ayi Pazartesi günü Peygamber'in
atesi düstü ve çok güçsüz olmasina ragmen Mescid'e gitti. O, gittiginde
namaz baslamisti ve mü'minler öyle
sevindiler ki neredeyse namazdan çikacaklardi. Fakat, Resûl-i Ekrem, devam
etmelerini isaret etti.Onlardaki takvayi görerek
sevinçle yüzü parladi.Ebû Bekir onun namaza devam etmesini istedi.Peygamber
(sav) ise onun arkasinda namaz kildi.
Mü'minler Peygamber (sav)'in iyilesmis oldugunu düsünüyorlardi. Oysa ki,
O, namazdan sonra odasina çekilmis, güçsüz bir sekilde Aise (ra)'in
kucaginda yatmakta idi. Bir süre kendini kaybetti. Sonra gözlerini
açarak:"Cennette bulusmak üzere." dedi.
"Allah'in kendilerine nimet verdigi Peygamberler, dogrular( ve
dogrulayanlar) sehitler ve salihler beraberdir. Ne iyi arkadastirlar
onlar."(Nisa:69)
Sonra, onun tekrar:"Allah'im, cennette bulusmak üzere." dedigini
duydu. Bunlar son kelimeler oldu.
CENAZENİN GÖMÜLMESİ VE HİLAFET
Ilk olarak Abbas'in dikkatini çeken bazi belirtileri, bir süre sonra
digerleri de farkettiler.Hz.Muhammed vefat etmeden önce,
Seferdeki orduya Peygamber'in durumu iletilmisti. Içinde Ömer'in
de bulundugu Ashab' dan bir çok kisi; sehre geldiklerinde vefatin gerçeklestigini
duydular. Ömer
(ra) bunu reddetti. Insanlara, O'nun sadece ruhen yok oldugunu geri gelecegini
anlatiyordu. O sirada gelen Hz.Ebu Bekir (ra),:"Yavas ol Ömer!"
dedi.Allah'a hamd ettikten sonra söyle
dedi:"Ey insanlar, kim Muhammed'e tapiyor idiyse - gerçekten Muhammed ölmüstür;
kim de Allah'a tapiyor idiyse -gerçekten Allah diridir ve ölmez."
Sonra su ayeti okudu.
" Muhammed yalnizca bir Peygamberdir. Ondan önce
nice Peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölürse
ya da öldürülürse siz topuklariniz üzerinde
gerisin geriye mi döneceksiniz? Iki topugu
üzerinde gerisin geri dönen
kimse, Allah'a kesinlikle zarar veremez. Allah, sükredenleri pek yakinda ödüllendirecektir."(آl-i
Imran: 144)
Ebu Bekir herkesi sakinlestirmisti. Ömer
de Allah'in Resûlünün öldügüne artik
inanmisti.
Islam toplulugunun basina kimin geçecegini tartismak için bir toplanti düzenlenecekti.Bu
toplantida Ebu Bekir, Ömer gibi Ensar ve
muhacirler bulunacakti. Ensar'dan biri konusuyordu. Muhacirleri de biraz övmesine
ragmen, Ensar'i överek göklere
çikariyordu. O konusmasini bitirince Hz.Ebû Bekir, kesin bir dille konusmaya
basladi. Ensarin önemini kabul ettigini,
fakat Islâm'in Arabistan'da yayildigini ve araplarin Kureys'ten baska
birinin otoritesini kabul etmeyecegini, çünkü tüm Araplar nezdinde Kureys'in
essiz bir yeri oldugunu belirtti. Konusmanin sonunda Ebu Ubeyde ve Ömer'in
ellerinden tutarak, "Iki adamdan birisini öneriyorum.
Hangisini dilerseniz ona biat edin." dedi.Ensardan biri kalkarak iki
otoritenin olmasi gerektiginden bahsetti.Yeni baslayan tartismayi Ömer
(ra) su sözlerle durdurdu:" Ey Ensar,
Allah Resûlünün, namazlarda imamlik yapma görevini
Ebû Bekir'e verdigini bilmiyor musunuz?" "Biliyoruz "dediler.
" Peki aranizda kim onun önüne geçmek
istiyor?" dedi. "Allah korusun, onun önüne
geçemeyiz." dediler. Bunun üzerine Ömer,
Ebû Bekir'in elini tutarak ona biat etti.Sa'd hariç orada bulunanlar da Ebû
Bekir'e biat ettiler.Sa'd hiçbir zaman biat etmedi
Ertesi gün sabah Ebû Bekir namazi kildirmadan evvel minbere oturdu.Ömer
ayaga kalkarak Ebû Bekir!e biat etmleri gerektigini söyleyerek
onu söyle tanimladi:"Sizin en iyiniz,
Allah Resûlünün arkadasi; ' Ikisi magarada oturduklarinda, ikinin
ikincisi'(Tevbe:40) " Tüm cemaât bir agizdan ona baglilik yemini
ettiler.
Ebû Bekir Allah'a hamd ederek söze
basladi: "Sizin en iyiniz olmadigim halde, üzerinize hakim oldum.Dogru
yaparsam bana yarddim edin, yanli yaparsam beni dogrultun.Ben Allah ve Resûlüne
itaat ettigim sürece bana itaat edin. Fakat ben onlara itaât etmezsem siz de
bana itaât etmeyin.Namaza kalkin Allah size merhamet eylesin." Namazdan
sonra, Peygamberi (sav) gömmeya hazirlamak
gerektigine karar verdiler. Bunun nasil olacagi konusunda anlasmazliga düstüler.Allah
Hz. Ali'ye uyuklama verdi, ve rüyasinda Resûlallah, ona kendisini
elbiseleriyle yikamalarini söyledi. O'nu
yikadilar. O gün vücudu nefes alip vermemesine ragmen,sicaklik ve
yumusakligini kaybetmis olmasina ragmen, hâlâ uykuda imis gibiydi.
Gömülecegi yer konusunda anlasmazliga düstüler.Bazilari
onun çocuklarinin yanina gömülmesi
fikrinde idi.Fakat Ebû Bekir onun :"Öldügü
yer gömülmeyen hiçbir peygamber
yoktur." dedigini hatirladi. Bunun üzerine mezar,Hz.Aise'nin odasinin
zeminine kazildi.Sonra tüm Medine'liler O'nu ziyaret ederek cenaze namazini
kildilar.
"Hiç süphesiz, Allah ve melekleri Peygamber'e salat
etmektedirler.Ey iman edenler, siz de ona salat edin ve tam bir teslimiyetle
selam verin."(Ahzab:56)
Copyright © Erzurum Alperen Ocakları Tüm hakları saklıdır.