Efendimizin Hayatı
Peygamberimiz Hz. MUHAMMED
(S.A.V.)
"Efendim, Müjdecim, Kurtaricim, Peygamberim !
Sana uymayan ölçü hayat olsa
teperim"
N. F. Kisakürek
EVS VE HAZREC
Evs ve Hazreç kabileleri kendileriyle birlikte Yesrib'de yasayan bazi yahudi
kabileleriyle müttefiktiler. Fakat çogunlukla aralari kötü
idi.اünkü tek tanrici yahudiler,
Allah'in seçilmis kullari olarak, çok tanrili Arap'lara güçlerinden dolayi
saygi duymalarina ragmen kisaknçlik besliyorlardi. Yahudi alimleri ve
kahinler,peygamberin nereye gelecegini soranlara Yemen tarafini isaret
ederlerdi. Yesribliler Mekke'de bir peygamber gelecegini duyunca dikkat
kesildiler, çünkü zaten akide olarak tek tanrici akideye asina idiler.
Yahudiler, onlarla iyi geçindikleri zamanlarda, Tanri'nin biriligini ve insanin
esas amacinin ne oldugunu anlatirlar ve bu konuyu birlikte tartisirlardi.
Yahudiler peygamber gelecegine inaniyor; fakat "Allah nasil olur da seçilmis
olmayan bir milletten birini peygamber olarak gönderir."diye
inanmiyorlardi.Bunun yaniisra Hazreçliler, simdi bir peygamber oldugunu iddia
eden ve daha önce çocukken annesiyle,
sonralari da Suriye'ye giderken birçok kez ugramis Yesrib'e ugramisolan bu
adamla aralarinda güçlü kan bagi oldugunun farkindaydilar.Hacilar ve Mekke'yi
ziyaret edenlerin getirdigi haberlerle desteklenen tüm bu faktörler,
vadi halkinin üzerinde etkisini göstermeye
basladi.
Evs ve Hazreç Kabileleri arasinda; -2 kisi arasindaki bir çatismadan dolayi-
savas baslamisti ve bu baslica sorun haline gelmisti.Bu nedenle Evs'in ileri
gelenleri, Mekke'ye,Kureyslilerden Hazreç'e karsi yardim istemek üzere bir
delege göndermeye karar verdiler.
Delegeler,Kureys'ten cevap beklerken Peygamber(sav) yanlarina geldi; o da görevinden
ve teblig etmekle yükümlü oldugu dinden bahsetti,Kur'an'dan bir bölüm
okudu.Muaz oglu Ilyas ona inandi.Bu nedenle o,Islam'a giren ilk Yesrib'li
sayilabilir.
EBU CEHİL VE HAMZA
Mekke'deki Mü'minlerin sayindaki artis,beraberinde kafirlerin düsmanligini
da arttirdi. Islam'in en kötü düsmanlarindan
biri, ailesi ve arkadaslari arasinda Ebu'l Hakem diye anilan,mü'minlerinse
adini Ebu Cehil(cehaletin babasi ) koyduklari Mahzum kabilesinden Amr idi. O
zaman Mahzumilerin basinda bulunan Velid'in de yegeni oluyordu ve onun yerine geçeceginden
emindi. Peygamberi kötülemek için çalisanlarin
en usanmazi ve onu büyücü diye adlandiranlarin en bagirgani idi. اaresiz
Mü'minlere karsi acimasizlikta çok asiri idi ve diger kabileleri de buna
tesvik ediyordu.
Bir gün Peygamberimizi (sav) Mescid'in disindaki Safa kapisi yakininda
otururken gördü. Karsisina geçerek agzina
gelen bütün küfürleri söyledi.
Peygamber(sav) ona sadece bakti, hiçbirsey söylemedi.
Ebu Cehil Kureyslilerin yanina döndü. O
sirada avdan dönen Hamza karsidan gözüktü.
Onun yaklastigini görünce, Safa kapisina
yakin olan evinden bir kadin çikti ve onu durdurdu. Peygambere bagli olan bu
kadin, Ebu Cehil'in Peygambere(sav) küfürlerini duymus ve sinirlenmisti.
Hamza'ya; Ebu Cehil'in yegenine küfür ve hakaret ettigini, onun da
karsiliginda hiçbirsey söylemedigini
anlatti. Kabe' yi isaret ederek Ebu Cehil'in orada oldugunu belirtti.Hamza
yumusak huylu bir insandi,bununla birlikte Kureys'in en cesuru idi,kizdirildiginda
ise en sert adami olurdu. Su anda güçlü yapisi kizginliktan sarsiliyordu.
Kabe'ye giren Hamza, Ebu Cehil'in yanina giderek yayi tüm gücüyle arkasina
indirdi. "Ben de onun dinindenim, onun iddia ettiklerinin hepsini
onayliyorum. Eger karsi çikmaya gücün varsa bana karsi çik." Ebu Cehil
kendisine yardim etmek isteyenleri durdurarak söyle
dedi: "Birakin, Ebu Umare istedigini yapsin, çünkü Tanri'ya andolsun ki
onun yegenine çirkince küfrettim."
KUREYS'İN İSTEKLERİ VE
TEKLİFLERİ
Hamza'nin müslüman olusundan sonra Kureys artik Peygamber'e, Hamza'nin
koruyacagini düsünerek, direkt saldirilarda bulunamiyorlardi. Bunun için
Muhammed (s.a.v.)'e teklif götürmeye karar
verdiler. O'na "Sen, bildigin gibi kabilenin soylularindansin ve
senin soyun sana serefli bir konum sagliyor. Fakat sen halkina ciddi ve
tehlikeli bir mesele getirdin, bununla onlarin toplulugunu birbirinden ayiriyor,
onlarin yasam tarzinin saçma oldugunu söylüyor,
dinlerini ve tanrilarini küçümsüyorsun ve onlarin atalarina kafir diyorsun.
Eger istedigin zenginlikse, mallarimizi birlestirir seni aramizda en zengin
kimse yapariz.. Eger istedigin serefse, seni liderimiz yapariz ve senin sözünden
hiç çikmayiz. Ve eger kral olmak istiyorsan seni kral yeperiz. Eger sana
musallat olan cinden ve hastaliktan kurtulamiyorsan sana bir hekim buluruz ve
iyilesene dek senin için tüm servetimizi harcariz. Peygamber (s.a.v.),
ayetlerle etkileyici bir cevap verdikten sonra okumasini su sözlerle
bitirdi:
"Gece, gündüz, günes ve ay O'nun ayetlerindendir. Siz günese de, aya
da secde etmeyin. Allah'a secde edin ki, bunlari kendisi yaratmistir. Eger O'na
ibadet edecekseniz."
Onlarin tek cevabi daha önce kaldiklari
yerden devam etmeleriydi. Eger onlarin tekliflerini kabul etmiyorsa, Allah'in elçisi
olduguni ispatlayacak birseyler göstermeliydi,
o zaman mesele hallolurdu. "Rabbinden çevremizdeki daglari kaldirmasini,
topragi dümdüz yapmasini ve ülkemizdeki daglari kaldirmasini, topragi dümdüz
yapmasini ve ülkemizden Suriye ve Irak gibi nehirler akitmasini iste... Veya
bizin için bunlari istemeyeceksen kendin için bir seyler iste. Allah'tan senin
sözlerini dogrulayip bizimkileri
yalanlayacak bir melek indirmesini iste... ki senin Allah katinda ne kadar
degerli olduguni görelim." Peygamber
onlara su cevabi verdi: "Ben Allah'tan böyle
seyler isteyecek degilim, çünkü O beni uyarmam ve müjdelemem için gönderdi."
Onu dinlemeyi reddederek söyle dediler:
" O zaman gökyüzünü parça parça
üzerimize indir." Bunu su ayete karsi söylüyorlardi:
"Eger biz dilersek onlari yerin dibine geçirir, ya da gökten
üzerlerine parçalar düsürürüz." "Karar verecek olan Allah'tir,
dilerse yapar" diye cevap verdi Peygamber (s.a.v.).
KUREYS'İN İLERİ GELENLERİ
Peygambere tabi olanlar sürekli artiyordu. Fakat bunlarin hemen hepsi ya köle
ya azatli ya da Mekke disindaki Kureyslilerden olusuyordu. Abdurrahman, Hamza ve
Erkam istisna hepsi zayif idiler, bunlar da liderlik vasfindan uzaktilar. Bu
nedenle Peygamber (sav), içinde amcasi Ebu Talib'in de bulundugu Kureys
liderlerinden hiç olmazsa birkaçini kazanmak istiyordu. Eger Ebu Cehil'in
amcasi Velid'in destegini kazanirsa, davetini daha kolay yapabilecekti. Bir Gün
Peygamber (sav) Velid'le sohbete dalmisken, Islam'a henüz girmis kör
bir adam yanlarindan geçti; Peygamberin (sav) sesini duyunca kendisine
Kur'an'dan bir parça okumasini rica etti. O da biraz sabirli olmasini istedi.
Adam israr edince Peygamber (sav) hiddetlendi ve ondan yüzünü çevirdi.
Sohbeti yarim kalmisti. Fakat bunun bir kaybi yoktu, çünkü Velid mesaja
tamamen kapaliydi.
O anda vahiy geldi."Surat asti ve yüz çevirdi;kendisine o kör
geldi diye."
Kisa süre sonra Velid "Ben Kureys'in en üstünü oldugum halde bana
gelmiyor da Muhammed'e mi vahiy geliyor?" diyerek kendini begenmisligini
ortaya koyuyordu. Ebu Cehil de ondan geri kalmiyordu: "Biz, Abdu Menaf
ogullari ile aramizda seref konusunda yaris ederiz.Simdi onlar ' Bizim
adamlarimizdan biri Peygamber'dir. Ona gökten
vahiy geliyor.' diyorlar. Biz onun bir esini ne zaman elde edecegiz.Tanri'ya
andolsun ki biz ona inanmayacagiz." diyordu.
Digerleri de Ebu Cehil kadar olmasa da ayni seyi düsünüyorlardi.Hepsi de
degisik derecelerde vahyin diline ve üslûbuna duyarliydilar.Fakat anlamina
gelince babalarinin hiçbirsey kazanmadigini ve onlarin tüm çabalarinin bosa
gittigini vurgulayan âyetlere gönüllerini
kapatmislardi: "Bu dünya hayati, yalnizca bir oyun ve (eglence türünden)
'tutkulu bir oyalanmadir.'Gerçekte ahiret yurdu ise, asil hayt odur.Bir
bilselerdi."(Ankebut:34).
KORKU VE ÜMİT
Elbette gençlerin ve zayiflarin hepsi ilahi daveti hemen kabul etmemisti;
fakat hiç olmazsa küçük yasamlarini bir klarnetin notalari gibi bölen
davet ve vaazlarin önem ve siddetine karsi
kulaklarini tikamalarina neden olacak kendini begenmislikleri yoktu.Osman'in çölde
duydugu:"Ey uykudakiler, uyanin" sesi vahyin kendisiydi.ve
daveti kabul edenler uykudan uyanmislardi.
Kafirlerin tutumu su sözlerle ifade
edilebilir:"Bu dünya hayatimizdan baskasi yoktur.Ve bizler
diriltilecek de degiliz."(en'am:29)Bu sözlere
ilahi cevap da suydu:"Biz gögü,
yeri ve ikisi ikisi arasindakileri oyun olsun diye yaratmadik."(Enbiya:16;Duhan:38)
"Bizim bos bir amaç ugruna yarattigimizi ve sizin gerçekten bize döndürülüp
getirilmeyeceginizi mi sanmistiniz?"(Mü'minûn:115)Bu ayetlerse
henüz küfrün yerlesmedigi kimselerde etkisini gösteriyorduve
bunda emirleri getiren elçinin etkisi çok büyüktü.
"Süphesiz:'Bizim Rabbimiz Allah'tir.'deyip dosdogru bir
istikamet tutturanlar (yok mu) onlarin üzerlerine melekler iner (ve der ki):'Korkmayin
ve hüzne kapilmayin,size vadolunan cennetle sevinin.Biz dünya hayatinda da
ahirette de sizin velileriniziz..Orda nefislerinizin arzuladigi hersey sizindir
ve istemekte oldugunuz hersey de sizindir.اok
bagislayan, çok esirgeyen (Allah)'tan bir agirlanma olarak"(Fussilet:30-32)
Benzer bir ayet:
"Bu mu daha hayirli, yoksa takva sahiplerine vadedilen cennet mi? Ki
onlar için bir mükafat ve son duraktir.Içinde ebedi kalicilar olarak, orada
her istedikleri onlarindir, bu rabbinin üzerinde istenen bir va'didir."(Furkan:15-16)
Gerçek Mü'minler "Bizimle Karsilasmayi umanlar"diye
tanimlanmistir.Oysa kâfirler:"Bizimle karsilasmayi ummayanlar,dünya
hayatina razi olanlar ve bununla tatmin olanlar ve bizim ayetlerimizden
habersiz(gafil) olanlar."dir. Mü'min'in tutumu, her konuda
kafirinkinin aksi olmalidir. Hakk'a uyanik olmak sadece ümitlerin bu dünyadan
Ahirete çevrilmesi degil, Dünyada her tarafa serpilmis olan ayetlerden ders
almasidir:
"Gökte burçlari kilan,
onlariniçinde bir aydinlik ve nurlu bir ay vareden (Allah) ne yücedir.O gece
ile gündüzü birbiri ardinca kilandir;ögüt
alip düsünmek ya da sükretmek isteyenler için."(Furkan:61-62)
Kureys liderleri küstahça peygamberlerden bu ayetleri (isaret ve
mucizeleri) göstermesini istediler.Gökten
onu destekleyen bir melegin gelmesini veya onun göge
yükselmesini istiyorlardi. Ve bir gün dolunayin aydinlattigi bir gecede, bir
grup kâfir gelerek, eger gerçekten Allah'in Resûlü ise Ay'i ikiye bölmesini
istediler. Mü'min ve kararsizlari da içeren büyük topluluk, Ay'i ikiye
ayrilmis görünce büyük bir saskinlik
yasadilar. Peygamber(sav) "Iste sahit olun." dedi. Bu mucizeyi asil
isteyenler inkar ettiler ve bunun büyü oldugunu söylediler.
Diger taraftan inananlar sevindi, kararsizlarin bazilari iman etti, bazilari da
imana yaklasti.
"Kendileri bakmiyorlar mi o deveye, nasil yaratildi? Göge
nasil yükseltildi? Daglara; nasil oturtulup-kuruldu? Yere; nasil yayilip dösendi?"(Gasiye:17-20)
Inananlardan beklenen korku ve ümidin her ikisi de Allah'a götüren
davranislardir. Allah'a sükrün belirtisi olarak söylenen
"Hamd alemlerin Rabbi olan Allah'adir." sözü
ayni zamanda korku da tasir. "Rahman ve Rahim olan Allah'in adiyla"
sözü insani ümitle ayni yöne
yöneltir. Bu, en belirgin sekilde Fatiha sûresinde
yer almistir : "Hamd, alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim ve din gününün
maliki olan Allah'adir.Biz yalnizca sana ibadet eder ve yalnizca Senden yardim
dileriz.Bizi dosdogru yola ilet, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba
ugrayanlarin ve sapiklarinkine degil..." Kur'an'in son sürelerinden
Ihlas suresi de Islam ögretisinin en güzel
ve tam ifadesini yazan bir sûredir.
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. O dogurmamis ve
dogrulmamistir.Ve hiç birsey O'nun dengi degildir."(Ihlas Sûresi)
KIYAMET
Kafirlerin siki sik öne sürdügü
seylerden biri de, eger Allah gerçekten vahiy gönderdiyse
bir melek göndermeliydi fikri idi. Buna
karsi Kur'an'in cevabi suydu:
"Eger yeryüzünde (insan degil de) tatmin bulmus yürüyen melekler
olsaydi, biz de onlara göklerden elçi
olarak elbette melek gönderirdik."(Isra:95)
Cebrail'in zaman zaman yeryüzüne inmesi onu Kur'anî anlamda elçi
yapmiyordu. Elçi olabilmek için, mesaj getirilen insanlar arasinda yeryüzüne
yerlesmek gerekliydi. Kur'an söyle diyordu:
"Bize kavusmayi ummayanlar dediler ki: 'Bize meleklerin indirilmesi
ya da Rabbimizi bir görmemiz gerekmez
miydi? 'Andolsun onlar kendi nefislerinde büyüklüge kapildilar ve büyük bir
azginlikla bas kaldirdilar. Melekleri görecekleri
gün, suçlu günahkârlara bir müjde yoktur. Ve ogün (melekler onlara) derler
ki:'(Size sevinçli haber) yasaktir,yasak.' "(Furkan:21-22)
Bu yasaklama, onlarin dünya ile ahiret arasina bir perde çekilmesi için
yalvarmalarina, ama kibir içinde yalvarmalarina karsiliktir. Sema ile direkt
baglantiya geçildiginde ve dünya yerle bir olup zaman ve mekan
anlamsizlastiginda ebedi son gelmis olacaktir. "Insanlarin, her yana
dagilmis 'pervaneler gibi olacaklari gün ve daglarin da etrafa saçilmis'
renkli yünler gibi olacaklari gün" ve çocuklarin saçlarini
agartan gün.", "Gerçekten Rabb'inin katinda bir gün, sizin saymakta
olduklarinizdan bin yil gibidir."
Kiyameti beklemek, muhakemeyi beklemektir. Kur'an, dogruyu yanlistan ayiran
bir vahiy kitabidir. اünkü vahiy
ezeli ebedi olanin fani iolanda görünmesidir.ve
bu nihai muhakemeye öncülük eder. Bu
muhakeme sonucunda Cennet'le Cehennem açikça görülür.
Iyilik ve kötülügün
izleri artik ortaya çikmistir. Peygamberin(sav) dogru yola çagirmasi kendisine
karsi koyanlarin sapikligini tespit ettigi gibi, kendisine tabi olanlari da mükemmellik
derecesine ulastirir.
Bu konuda birçok ayet indirilmistir:
"Andolsun, biz bu Kur'an'da çesitli açiklamalar yaptik, ögüt
alisverisi düsünsünler diye.Oysa bu, onlarin daha da uzklasmalarindan
baskasini getirmiyor."(Isra:41)
"Biz onlari korkutmayiz.Fakat (bu) onlarda büyük bir azginliktan
baska birsey artirmiyor."(Isra:60)
SORU
Kureysliler toplandikleri her seferde, kendilerince en büyük problem
telakki ettikleri konu hakkinda mutlaka konusurlardi.Bu defa da Yesrib'deki
Yahudi Alimlerine danismaya karar verdiler."Onlara Muhammed'den bahsedin ,
onu tarif edin ve söylediklerini iletin ;اünkü
onlar ilk kutsal kitaba inaniyorlar ve mutlaka peygamberler hakkinda bilgileri
vardir, bizim se hiçbir bilgimiz yok" dediler.Yahudi alimleri su cevabi
verdi"Ona bizim söyleyecegimiz 3 soru
sorun.Eger bunlara cevap verebilirse, o Allah'in peygamberidir, fakat cevap
veremezse yalanci ve sahtekârdir .Ona eski günlerde ülkesini terk eden
genç adamlari, onlara ne oldugunu ve ilginç hayat hikayelerini sorun. Yeryüzünün
ötesine, dogusuna ve batisina ulasan uzak
yollarin yolcusundan haber vermesini isteyin.Bir de Ruh'u, onun ne oldugunu
sorun.Eger size bunlari söylerse ona uyun,
çünkü o bir peygamberdir."
Elçiler gelince Kureys liderleri bu 3 soruyu sordu. Peygamber(sav) de
"Yarin size bunlarin cevabini verecegim." dedi, fakat "Insaalah"
demeyi unuttu. Ertesi gün Kureysliler cevap için geldiginde onlari geri gönderdi.
O günden itibaren onbes gün boyunca hiçbir vahiy gelmedi.Cebrail de hiç
yanina ugramadi. Mekkeliler onunla alay ettiler, o ise bu sözler
için bekledigi yardimi alamadigi için üzülüyordu. En sonunda Cebrail, onu
teselli eden ve 3 soruya da cevap veren vahyi getirdi. Bu uzun bekleyisin sebebi
su ayetlerle açiklaniyordu: "Hiç bir sey hakkinda 'Ben bunu yarin mutlaka
yapacagim.' deme.Ancak: 'Allah dilerse'(yapacagim de)."
Vahyin bu gecikisi peygamberi üzmesine ragmen mü'minlere güç
kazandirmistir. Her ne kadar kâfirler bu gecikmeden sonuç çikarmayi
reddettilerse de, kafalarinda süphe olan birçok Kureys'li için bu, vahyin
Peygamber tarafindan uydurulmadigina, bilakis Allah'tan geldigine delil idi.
Eger Muhammed (sav) daha önceki vahiyleri
uydurdu ise, bu alay edilme ve üzüntüye ragmen bu kez vahyi geciktirmesi
anlamsiz degil miydi?
Inananlar herzaman oldugu gibi vahyin kendisinden güç aliyorlardi.
Kureysliler, eski günlerde ülkesini terkeden gençlerin hikayesini
sorduklarinda _bu hikâyeyi o zamana kadar Mekke'de hiç kimse duymamisti_bu
hikayenin o anki durumlariyla ilgili oldugunu, inananlarin yüceligini ve
inanmayanlarin kötülügünü anlattigini
bilmiyorlardi. Efes'li uyuyanlarin hikayesi söyle
anlatilir : Milattan sonra III.yy.in ortalarinda halki putperestlige sapmis olan
bir grup genç Allah'a imani muhafaza ediyorlardi, halk da onlari bu yüzden
cezalandiriyordu. Bu eziyetlerden kaçmak için bir magazaya sigindilar ve orada
300 yil kadar uyudular.
Yahudilerin o zamana dek bildiklerinden baska Kur'an-i Kerim'deki kissa hiçbir
insanin görmedigi ayrintilardan da
bahseder.Örnegin, uyuyanlarin uyandiktan
sonra yüzyillar boyu uyuduklarini nasil farkettiklerini ve köpeklerin
ön ayaklarini kapinin esigine nasil
uzatarak yattigini anlatir.
Ikinci soruya gelince, bu büyük yolcu Zü'l-Karneyn'dir. Vahiy onun doguya
ve batiya yaptigi yolculugu anlatir ve sorulandan fazlasina cevap vererek
3.yolculuktan bahseder. Zü'l-Karneyn iki dagin arasinda yasayan bir topluluga
rastlar ve o topluluk Zü'l-Karneyn'e kendilerini Yecüc, Mecüc ve cinlerden
koruyacak bir duvar yapmasi için yalvarirlar.Allah da ona cinleri ve kötü
ruhlari bir yere toplama gücü verir. O belirli günde, bu kötü
ruhlar yeryüzünde büyük karisikliklara sebep olacaklardir. Onlarin ortaya çikisi,
Kiyamet saatinden önce olacaktir ve vaktin
yaklastigini gösteren isaretlerden biri
olacaktir.
ـçüncü soruya cevap olarak
Vahiy, insanin aklî kapasitesinin ruhu kavarmaya yetmeyecegini söyler:
"Sana ruhtan sorarlar, de ki:'Ruh, Rabbimin emrindedir, size ilimden
yalnizca az birsey verilmistir.' "(Isra:85)
Yahudiler, Peygamberin(sav) sorulara verdigi cevaplari ilgiyle karsiladilar
ve son cümledeki "ilmden az verilmistir" ibaresinin yahudileri mi
yoksa Araplari mi kasdettigini sordular.Peygamber:"Her ikisini de"
cevabini verince kendilerinin her türlü konuda bilgi sahibi oldugunu söyleyerek
karsi çiktilar.اünkü onlar ,Kur'n'in
da tasdik ettigi gibi herseyi ayri ayri açiklayan(En'am:154)
bir kitap olan Tevrat'i okuyorlardi.Peygamber onlara söyle
dedi: "Sizin bildikleriniz Allah'in ilmi yaninda çok azdir.Fakat yine de
eger uygulasaniz bildikleriniz size yeter."Bundan sonra su ayet nazil
oldu:"Eger yeryüzündeki agaçlarin tümü kalem ve deniz de -onun ardina
yedi deniz eklenerek -(mürekkep) olsa, yine de Allah'in kelimeleri yazmakla tükenmez."(Lokman:27)
Kureys liderleri yahudi alimlerini sözüne
uymadilar,Yahudi alimleri de tüm sorulara cevap vermesine ragmen onu kabul
etmediler.Fakat bu cevaplar baskalarinin Islâm'i kabûl etmesine neden
oldu.Peygamberin taraftarlari arttikça düsmanlari yasam tarzlarinin tehlikeye
girdigini daha çok anliyor ve kabilelerindeki müslümanlara iskenceler yapiyor,
onlari dövüyor, aç ve susuz
birakiyorlardi.
Iskence yapanlarin en acimasizi Ebû Cehîl'di Eger yeni dine giren kisinin
kendisini koruyacak güçte bir ailesi varsa ona iskence edemiyor fakat hakaret
ediyirdu. Zayif kimselere iskence ediyor, diger kabileleri de buna tesvik
ediyordu.Kabilesindeki Yasîr,Sümeyye ve ogulleri Ammar'a (ra) inkence
edilmesine ve bunun sonucunda Sümeyye'nin ölümüne
o sebep oldu.Diger kabiledekiler onlar kadar dayanikli olamadilar. Içlerinden
gelmese de " Lat ve Uzza da Allah gibi sizin tanrilariniz degil mi? diye
soruldugunda "Evet" diyorlardi.Bu insanlar artik Islâm'i açikça
yasayamiyorlar, çogu gizli olarak bile yasayamiyordu. Peygamber(sav),kendisi
iskenceden kurtulabildigi halde, diger mü'minlerin sürekli iskence çektiklerini
görünce onlara söyle
dedi:"Eger Habesistan'a giderseniz, orada hiç kimseye haksizlik
adaletsizlik yapmayan bir kral bulacaksiniz.Orada dine simsiki bagli bir yasam
vardir.Allah size çektiklerinizden bir kurtulus yolu gösterene
dek orada kalan kalin."Bunun üzerinebir grup mü'min Habesistan'a gitmek
üzere yola koyuldu. Bu, Islâm'daki ilk hicret idi.
MİRAÇ
Ebû Talib'in karisi Fatimâ müslüman olmustu, Ali ve Cafer'in
kizkardesleri olan ـmmü Hani (ra) de
Islâm'a girmisti.Fakat kocasi Hubeyre, Allah'in birigine kapali idi. Bununla
beraber peygamber her geldiginde onu iyi karsilar, namaz vaktiyse evdeki müslümanlar
cemaatle namaz kilarlardi. Böyle günlerin
birinde Peygamber (sav), namazini kildiktan sonra ـmmü
Hani 'nin teklifini kabul ederek geceyi onlarda geçirdi, fakat uyuduktan kisa
bir süre sonra kalkarak Mescid-i Haram'a gitti.اünkü
geceyi orada geçirmeyi severdi. Oradayken uyku bastirdi ve uyudu: "
Cebrail geldi ve beni ayagiyla dürterek uyandirdi. Bundan sonra, beni kolumdan
tutup kaldirdi, birlikte Mescid'in kapisindan çiktik. Orada esekle katir arasi
beyaz bir binek vardi. Iki yaninda bacaklarini oynattigi yerde kanatlari vardi
ve her adimi gözün görebilecegi
uzakliga variyordu."
Daha sonra Peygamber (sav), Burak adli binege Cebrail'le nasil bindigini,
Cebrail'in göge yükselirken binegin hizini,
yönünü nasil ayarladigini, kuzeye, Yesrib
ve Hayber'in ötesine gidip Kudüs'e
vardiklarini anlatti. Orada bir grup peygamberle - Ibrahim, Musa, Isa ve
digerleri - karsilastilar. Mescidde namaz kilarken bütün peygamberler onun
arkasinda namaz kildilar. Daha sonra önüne
iki fiçi kondu. Biri süt, biri sarap doluydu. Peygamber (sav) süt dolu fiçidan
aldi ve sarap fiçisina hiç dokunmadi. Cebrail söyle
dedi:" Sen dogru yola yöneltildin, sen
de halkini o yöne yönelttin
ve sarap sana yasaklandi."
Daha sonra bu dünyadan semaya yükseltildi. Kudüs topraginin ortasindaki
bir tasin üstünden Burak'a tekrar binerek yedi kat göge
yükseldi. Her sema katinda Peygamberlerden biriyle görüstü.
Onlari dünyevi olarak degil, semavi olarak görüyordu.
Sonra Cennet ve Cehennemi gördü.
Cennetteki bahçeleri söyle anlatir: "
Yay büyüklügündeki bir cennet parçasi, günesin dogup battigi tüm alandan
daha iyidir. Eger Cennet kadinlarindan biri yeryüzünün insanlarina görünse,
gökle yer arasindaki bütün alani isik ve
güzel koku doldurur." Kendi manevi varligi hakkinda söyle
demistir: "Adem henüz su ile çamur arasi bir seyken ben
peygamberdim."
Göge yükselisinin zirvesi Sidret'ül
Münteha idi.Bir tefsirde sunlar geçer:"Sidr kökünün
kökü Taht'tadir ve bu agaç peygamber
olsun, Cebrail olsun herkesin bilme noktasinin sinirini belirler. Onun ötesi
Allah'tan baska herkese gizlidir." Evrenin bu kisminda Cebrail
(as) Muhammed (sav) 'e asil sekliyle, yaratildigi gibi göründü.
Daha sonra âyette geçtigi gibi: "Sidre'yi örten
örtmekte iken, göz
kayip sasmadi ve (siniri) tasmadi. Andolsun, O, Rabbi'nin en büyük âyetlerinden
olanini gördü.."
Sidr Agacinda Peygamber ümmetine elli vakit namaz farz kilindi. Söyle
anlatir:"Dönüsümde Musa'nin -
o size ne iyi bir dosttu! - yanindan geçerken bana:'Sana kaç rekat namaz farz
oldu? diye sordu.Ben elli vakit oldugunu söyleyince,
Hz.Musa: 'Namaz agir bir ibadettir. Rabbine söyle,
ve bunu hafifletmesini iste.'dedi. Bunun üzerin egeri döndüm.Allah
on vakit indirdi ve geri gönderdi.Fakat Hz.Musa
yine çok buldu ve geri dönmemi söyledi.
Her seferinde beni geri gönderiyordu.Sonunda
bes vakit namaz farz kilindi. Musa (as) yine ayni seyleri söylüyordu.
Ben: ' Rabbime gittim ve utanana dek azaltmasini istedim; artik geri dönemem.'
dedim.Ihlas ile kilinacak her namaz on kati sevap kazandirir."
Peygamber (sav) ve Cebrail (asv) , Kudüs'teki otasin yanina indikten sonra
geldikleri yoldan, güneyden gelen kervanlari görerek
Mekke'ye döndüler. Kâ'be'ye vardiklarinda
hâlâ geceydi. Peygamber oradan Yine ـmmü
Hani'nin evine gitti. Sabah olunca namaz kildilar. Sonra Peygamber ona : "
Sizinle aksam namazini kildim. Daha sonra Kudüs'e gittim ve orada namaz kildim.
Simdi de gördügün gibi namazi birilikte
kildik." dedi.ـmmü Hani ona:
"Bunu baskalarina söyleme, çünkü
onlar sana yalanci der ve seninle alay ederler." O ise :"Allah'a yemin
ederim ki söyleyecegim." dedi.
Ertesi gün Peygamber bu olayi anlatinca müsrikler inanmadilar. "Ona
deli demek için delil bulduk." dediler. اünkü
hepsi Kudüs'e gidip gelmenin bir ay sürecegini biliyorlardi. Sonra bir grup Hz.Ebu
Bekir'e gittiler. "Simdi bakalim arkadasin hakkinda ne düsüneceksin? O
bize dün Kudüse gidip oarada namaz kildigini söylüyor."
dediler.Ebu Bekir: "Eger o söylediyse
dogrudur. Bunda sasilacak ne var." dedi. Ve onun yanina giderek herkesin içinde
onu tasdik etti. Bazi kararsizlar dönmek üzereydiler,
Peygamber, Mekke'ye dönerken yolda gördügü
kervanlari anlatiyor, O kervanin kaç gün sonra ve ne sekilde gelebileceklerini
söylüyordu. Kervanlar Resulallah'in tarif
ettigi sekilde gelince gerçekler ortaya çikmis oldu.
GÖÇLER
Peygamber (sav), Mekke'deki müslümanlari Yesrib (Medine)'e hicret etmeye
tesvik ediyordu. Ikinci Akabe Biatindan sonra Kureysli müslümanlar yavas yavas
hicret etmeye basladilar. Ebu Bekir ve Ali disinda tüm müslümanlar hicret
edince, Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)'den hicret etmek için izin istedi.
Peygamber (sav) ona: "Acele etme, belki Allah sana bir arkadas verir"
dedi. Ebu Bekir (ra), Peygamber (sav)'i beklemesi gerektigini anladi.
Kureysliler müslümanlari, göçten men
etmek, için ellerinden geleni yapiyorlardi.Gidecegini haber aldiklari mü'minleri
iskence ile dinden döndürmeye çalisiyorlardi.Bu
sekilde Hisam ve Ayyas, yalan söylenerek
yollarindan çevrildiler, ve iskence ile Islam'dan döndüklerini
açikladilar. Kisa zaman sonra bunun affedilmeyecek bir suç oldugunu anladilar.
Fakat bir süre sonra su ayet nazil oldu:"De ki:Ey aleyhlerinde
olmak üzere ölçüyü tasiran kullari,
Allah'in rahmetinden ümit kesmeyin. Süphesiz Allah bütün günahlari bagislar.
اünkü O, bagislayandir,
esirgeyendir. Azab size gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-
dönün ve ona teslim olun. Sonra size
yardim da edilmez."(Zümer:53-54)
Hisam bu ayetleri okudu ve Ayyas'a gösterdi.
Ikisi de Islam'a girdiler ve kaçmak için bir firsat beklemeye basladilar.
Copyright © Erzurum Alperen Ocakları Tüm hakları saklıdır.