-Yaratıklar Arasında İnsanın Yeri
-Yaratılışımızın Gayesi
-İbadet Nedir?
Yaratıklar Arasında
İnsanın Yeri
Yüce Allah, insanı en güzel sûrette yaratmış, diğer canlılardan farklı
olarak üstün yeteneklerle donatmış ve kâinatta bir çok varlığı oun
emrine ve hizmetine vermiştir.
Allah Tealâ, şöyle buyuruyor:
"Allah'ın, göklerde olanları da, yerde olanları da sizin emrinize
verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez
misiniz?"
Mükemmel bir plâna göre yaratılan ve âhenkli bir düzen içinde işleyen kâinatta
zerrelerden kürelere kadar her şeyin bir gayeye yönelik olarak görevini
yerine getirdiğini ve hiçbir şeyin başıboş bırakılmadığını görürüz.
Yaratıklar arasında üstün bir yeri olan insanın da dünyaya gelişinde
elbette bir hikmet, yaratılışında yüksek bir gaye vardır.
Yaratılışımızın Gayesi
Yüce Rabbimiz, yaratılışımızın hikmetini, dünyaya gelişimizin gayesini
Kur'an-ı Kerim'de şöyle bildiriyor:
"Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım."
Bu ayetten açıkça anlaşılıyor ki, yaratılışımızın asıl gayesi,
Allah'a ibadet etmektir. Bu gayeye uygun olarak ibadet görevini yerine getirdiğimiz
taktirde, hem Allah'ın rızasını kazanmış, hem de âhirette sonsuz ve mutlu
hayata kavuşmuş oluruz.
Dünyaya gelmekten maksat; yalnız yiyip-içmek, yatıp-uyumak ve geçici
zevkleri tatmin etmek değildir. Bu özellikler diğer canlılarda da vardır.
İnsan kısa bir zaman için var olan, sonra yok olup giden bir varlık değildir.
İnsan dünyaya, daha yüksek ve sonsuz bir hayata hazırlanmak için gönderilmiştir.
Dünya, ebedî âleme giden yolun üzerinde bir istasyon gibidir. İnsan belirli
bir süre burada kaldıktan sonra yoluna devam edecektir.
Ölmek, yok olmak değildir. Ölüm, geçici olan dünya hayatından sonsuz olan
ahiret hayatına geçiştir. İnsan ebediyet âleminin yolcusudur.
Bazı duraklarda belirli süreler kaldıktan sonra asıl yurduna varacaktır.
Peygamber Efendimiz bu yolculuğu şöyle ifade etmiştir:
" Ben dünyada bir ağaç altında gölgelenip sonra bırakıp giden
bir yolcu gibiyim."
Şiirleri, asırlardan beri dillerde yaşayan Yunus Emre de bu gerçeği şöyle
dile getirmiştir:
Bu dünyaya gelen kişi
Âhir yine gitse gerek,
Misafirdir, vatanına
Bir gün sefer etse gerek.
İnsan, dünyada ne ekerse, ahirette onu biçecektir. Bu sebeple, kısa ve geçici
olan dünya hayatını çok iyi değerlendirmemiz gerekir.
Bu konuda Sevgili Peygamberimiz bizleri uyarmak maksadıyla şöyle buyuruyor:
"Beş şey gelmeden önce (diğer) beş şeyin değerini bil:
1. Ölümünden önce hayatının,
2. Hastalığından önce sağlığının,
3. Meşguliyetinden önce boş zamanının,
4. İhtiyarlığından önce gençliğinin."
5. Fakirliğinden önce zenginliğinin."
Derslerine iyi çalışan, ödevlerini zamanında yaparak imtihanda başarılı
olan öğrenci gibi, ibadetleri emredildiği şekilde zamanında yapmalıyız.
Çünkü, Allah'ın hoşnutluğunu kazanarak sonsuz ve mutlu hayata kavuşabilmemiz,
yapmakla yükümlü olduğumuz dinî emirleri ve ibadet görevlerini yerine
getirmemize bağlıdır.
İbadet Nedir?
İbadet, Allah'a saygı ve ta'zim göstermek ve onun bize verdiği nimetlere karşı
teşekkür borcunu yerine getirmektir.
Yüce Allah, diğer canlılardan farklı olarak akıl ve fikir vererek bizi, diğer
varlıklar arasında seçkin bir durumda yaratmış, yaşayabilmemiz için,
yeraltı ve yerüstü zenginliklerle doldurduğu dünyayı bir sofra gibi önümüze
sermiştir. Cenab-ı Hak, verdiği nimetlerin çokluğunu hatırlatarak şöyle
buyuruyor:
"O, size istediğiniz her şeyden verdi. Eğer Allah'ın nimetini
sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğrusu insan pek zalim ve çok nankördür."
Küçük bir iyiliğe, meselâ; ikram edilen bir fincan kahveye, bir öğün
yemeğe teşekkür eden insanın, kendisine verilen bunca nimetlere karşı Yüce
Allah'a teşekkür etmesi icabetmez mi? Hastalanan bir organını meselâ; gözünü
tedavi eden doktora teşekkür eden insanın, o gözü, kendisine meccanen lütfeden
Allah'a şükran borcunu yerine getirmesi gerekmez mi? Elbette gerekir.
Allah Tealâ, bu konuya dikkatimizi çekerek şöyle buyuruyor:
"Ey Muhammed! De ki: Sizi yaratan, sizin için kulaklar, gözler ve
kalbler veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz."
İbadet; bizi yaratıp vücudumuzu mükemmel organlarla donatan ve sayılamıyacak
kadar nimetler vererek bizi mülkünde barındıran Yüce Rabbimizin
iyiliklerine karşı teşekkür borcunu yerine getirmektir.
Copyright © Erzurum Alperen Ocakları Tüm hakları saklıdır.